Sorun yok, kontrol bende… (:

Latest

Acaba Ne Oldu?

sorgu-0

 

“Bir gün sıkılmıştı adam. Gecenin ortasında aniden yatağından kalkıverdi. Tüm düşünceler yalanların ortasına dimdik düşüvermişti sanki. Ve bir o kadar da sakindi sanki yıldızlar. Düşündü. Son zamanlarda da hep düşünüyordu. Kafasını karıştıran bir şeyler vardı, anlamıyordu. Sorguluyordu. Düşüncelerini, hayatını, derdini, tasasını.. Bulamıyordu. Sorularının cevabını bir türlü bulamıyordu..”

Gün doğmuştu.

Saklanıyordu bazı sıkıntılardan. Bakmaya cesaret edemiyordu. Kafasını kaldırsa görecek gibiydi. Lakin buna gücü yoktu. Gözleri kamaşıyordu. Aslında derdi belli gibiydi. Bir güç arıyordu sadece. Onu sahiplenecek bir güç. Adını koymaya can atıyordu; yapamıyordu. Bazı geceler sessiz sessiz ağlıyordu. Ağlıyordu ve kimse duymuyordu. Bazen yıldızlara derin derin kendini haykırıyordu. Bazen derin derin susuyor, bazı durumlarda da ölesiye gülücükler saçıyordu. Yine de bilmiyordu. Sıkıntısı nedense geçmiyordu..

Yine günlerden bir gün sıkkınlığı yüzüne vurmuştu. Gülmüyor, konuşmuyor, yorum bile yapmıyordu. Kendi kendine saklanmış, etrafı izliyordu. Rüzgarlardan üşümüyor, güneşten yakınmıyordu. Arıyordu.. Anlamlandırmaya çalışıyordu.. Öylesine kalakalmış ve öylesine sade; elinden tutacak bir güç arıyordu..

” Ve bir gün ne olduysa oldu. O suskunluğun karşısında bir güneş doğdu. Anlayamıyordu yine. Yine konuşamıyordu. Ama hissediyordu. En azından bir şeyler hissediyordu. Bu sefer de bunu düşünmeye koyuldu; ‘Acaba bana ne oldu?’ “

 

Yalan Söylüyorsun Prenses, Sen Bu Değilsin.

sihirli değnekKendini kandırma prenses, bu güzellik senin değil. Artık büyüdün ve yolların daha çok uzadı. Daha bir yalnızsın ve daha bir sessiz. Yalan söyleme kendine. Gülme öyle boş şeylere. Üzüldüğünü fark et. Ve üzdüğünü de. Buralar sana ve bana çok uzakta. Gerçeklerden korunup kaçmaya hiçbirimizin gücü yetmez artık. Dedim ya prenses, daha azsın artık.

Read the rest of this page »

Geder Ay Gız, Bu Gözellik Sene De Galmaz..

Söyle nedir; bu edalar
Bu işve, bu naz?
Geder ay gız bu gözellik
Sene de kalmaz..

Bekliyordu..

Yürüyordu. Üstünü başını özenle temizledi. Saatinden yarım saat önceden her türlü aksiliğe karşı mekanda olmak istedi. Oturmuş düşünüyordu. O gelmeden önce birkaç dal sigara yaksam mı, diye geçirdi. Yok ya, pis pis kokar şimdi, dedi sonra kendi kendine; o kadar da hazırlanmıştı sonuçta. Henüz yirmi beş (milyon) dakika vardı gelmesine.

Kafasını oturduğu yerden kaldırmıyordu. Yapraklar kurumaktan beter olmuşlardı. Kaldırımlar daha bir ıslaktı sanki. Güneş, daha bir bulutların ardında… Mavi daha bir koyu…
Read the rest of this page »

Ve Bahar Gelir Şehre..

sonbahar2

Bahar havası sarmıştı yaşantımızı. Edalı bir şekilde tüm benlikleri gizliyordu. Acınası zor insanların bu ahenkli rüzgara sarılması, onları bilakis üzüntülerden sakındırıyordu.

Artık değil sadece rüzgarlar, şehir bile bahar kokuyordu.

Read the rest of this page »

İtiraflarım..

“Neden bu kadar öfkelisiniz?”

Günlerdir kafamı kurcalıyordu bir takım şeyler. Birileri hakkımda bir şeyler söylüyor ve bu beni ciddi manada rahatsız ediyordu. Öfkelendiriyordu. Sanki onlar beni çok tanıyorlar, ben kendimi hiç tanımıyormuşum gibi geliyordu. Ama tanımıyorlardı işte. Ben o bahsettikleri çocuk, gördükleri tablodaki kişi değildim. Hem nerden bilecekler de beni öyle yorumlar yapacaklar ki? Bu güne kadar neyimi görmüşler de bu kadar acımasız konuşabiliyorlar? Hayatlarını önyargı üzerine kurulu olan bu insanlar, tek tük hareketlerle neyi anlatmaya çalışıyorlar? Read the rest of this page »